Gizli cehennem! Hapishanenin ardındaki korkunç sırlar ortaya saçıldı…

Beklenmedik korkunç gelişmeleri, tüyler ürpertici ölümleri ve mide bulandırıcı canavarları sayesinde, birçokları tarafından gelmiş geçmiş en iyi diziler arasında gösterilen Stranger Things, bu yılın en çok konuşulan yapımlarından biri olmayı başardı. Ancak en yapımın yeni sezonunu çekmek için kullanılan yerlerden biri, gerçek hayatta çok daha karanlık ve ürpertici bir hikayeyi saklıyor.

Dizide David Harbour’ın canlandırdığı Jim Hopper karakteri, gardiyanlar tarafından dövüldüğü ve dondurucu soğukta yiyecek için dövüştürüldüğü cehennem gibi bir Rus hapishanesinde tutuluyor. Bu sahnelerden bazıları, Naziler tarafından Gestapo kurbanlarını ölüm hücresinde tutmak ve mahkumları onlarca yıl boyunca korkunç infazlara ve zihinsel işkenceye maruz bırakmak için kullanılan Lukiškės Hapishanesinde çekildi. Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta bulunan hapishane, 2019’da kapatıldığından beri Vilnius’un turizm kurulu, eski hücrelerden birini Airbnb’ye dönüştürerek onu yeniden markalaştırmaya ve dizinin başarısından yararlanmaya çalıştı.

Ancak The Times’ın haberine göre Yahudi ve ruh sağlığı savunucusu gruplar, hapishaneyle bağlantılı 100 binden fazla ölüme ve soykırımdan kurtulanlara saygısızlık edildiği gerekçesiyle durumu sert bir dille eleştirdi.

İŞKENCE ÇIĞLIKLARI VE HOLOKOST DEHŞETİ

Lukiškės, İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi ve Polonyalı mahkum için bir gözaltı tesisi olarak kullanıldı. Ardından mahkumlar vahşice infaz edilirdi. Hapishanenin ilk mahkûmları resmi olarak on yıllar önce Haziran 1904’te nakledildi. Başlangıçta çağdaş bir hapishane olarak tasarlanan komplekste 421 mahkum için hücre, 278 mahkum için bir gözaltı merkeziydi. Bir ofis binası, mutfağı, fırını ve bir buz mahzeni vardı. Suçlulardan siyasi muhaliflere kadar herkes hapishanede tutuldu ve barbarca bir işkence ve taciz eğilimi başladı.

MAHALLELİLER ÇIĞLIKLARA DAYANAMADI

Evleri hapishaneye yakın olan mahalle sakinleri, mahkûmların fiziksel ve zihinsel olarak yıpranırken attıkları acı çığlıkları duymaktan şikayet ederlerdi. Ancak vahşetlerin en kötüsü, Nazilerin Litvanya’yı işgal etmesi ve Gestapo’nun binlerce Yahudi ve Polonyalıyı tesiste tutmaya başlamasıyla geldi. Alman işgali sırasında, Sovyetler Birliği’nin içişleri bakanlığı NKVD’nin ajanları, Lukiškės’teki mahkumların toplu katliamına karıştı. Mahkumlar 1941 ve 1944 yılları arasında 70 bin Yahudi, 20 bin Polonyalı ve 10 bin Sovyet savaş esirinin vahşice vurulduğu Ponary tren istasyonuna götürüldü.

MAHKUMLAR HÜCRELERİN YANINDA VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ

Hapishaneye gönderilen mahkûmların çoğunluğunun neredeyse hiç serbest kalma şansı yoktu. insanlık dışı yaşam koşullarıyla başa çıkmak için mücadele ederken bazılarını deliliğe ve hatta intihara sürükledi. Sürgün edilenler küçük araçlarla taşındı ve daracık odalara yerleştirildi, burada yetkililer suçlarını değerlendirirken altı saat tutuldular.

23 SAAT KARANLIK HÜCREDE

Yalnızca bir metrekarelik bekleme hücrekerine bazen dört mahkum birden sıkıştırdılar. En kötü olarak kabul edilen mahkumlar, her gün 23 saat karanlık bir hücreye atılır ve kilitlenirdi. Dışarıdaki tek deneyimleri, gri gökyüzüne bakmak için bir saatliğine çatısız bir odaya götürüldüklerinde geldi.

Katı kurallar, haftada yalnızca bir kez sıcak duşa izin verildiği anlamına geliyordu; gecikmeli olarak ‘mahkum çorbası’ servis ediliyordu. Yani tuzlu su ve patates parçalarından oluşan bir tabak.

İyi huylu mahkûmlar Pazar günleri bir basketbol maçıyla ödüllendirilirken, inatçı mahkûmlar altı aya kadar penceresiz veya ışıksız küçük tecrit hücrelerinde tutuldu. Litvanya’da 1998’e kadar kaldırılmayan ölüm cezası verilen mahkumlar, hücrelerinin yanında vuruldu, arkadaşları ise onların yürek burkan çığlıklarını, yakarışlarını ve hüngür hüngür ağlamalarını dinledi. 1970’lere kadar bahçeye asılanlar bile oldu.

PSİKOLOJİK İŞKENCE

Lukiškės’de psikolojik işkence de yaygındı. Yetkililer, mahkûmları günün büyük bir bölümünde boşta tutarak zihinsel kapasitelerini felce uğratmayı amaçladı. Hapishane hücrelerinin ötesinde egzersiz yapmalarına, ziyaretçi kabul etmelerine veya dünyayla herhangi bir şekilde bağlantı kurmalarına izin verilmedi.

KİMSE KAÇAMADI

Kaçmak, hapishanenin tüm tarihi boyunca olduğu gibi imkansızdı, tek bir hapishaneden kaçış olayı bile olmadı. Bunun nedeni çoğunlukla tesisin elektrikli çitler ve bekçi köpekleri ile güçlendirilmiş olmasıydı.

BİR GECE KALMAK 1800 LİRA

Lukiškės Hapishanesi, marka değişikliği sayesinde onlarca yıl önce olduğu soğuk ve acımasız gözaltı kampından şimdi çok uzak. 2019’da son mahkumlar ayrıldı ve şimdi hapishane, modaya uygun bir ‘sanat alanına’ dönüştürüldü. Şimdi Lukiškės Hapishanesi 2.0 olarak adlandırılan bu yer, geçmişte bu duvarlar arasında yaşanan korkunç olayların anlatıldığı turlara katılmak isteyenlere açık. Karanlık turizmin heyecanını arayan konuklar, gecelik 90 sterlin ödeme karşılığında ürkütücü odalarda konaklayabiliyor.

Bununla birlikte, korkunç bir tarihe sahip mekanda çekim yapıldığı için altı Yahudi ve Roman grup tarafından bir dilekçe yazıldı ve şu anda 57 binden fazla kişi tarafından imzalandı. Dilekçe, Airbnb’nin kapatılmasını ve Stranger Things dizisinden elde edilen gelirin Litvanya’daki Yahudi ve Roman topluluklarına gitmesini talep ediyor. Başkentin turizm acentesi Go Vilnius’un turizm acentesi sözcüsü Lina Setikiene, The Times’a hapishane hücresinin Airbnb’den kiralandığını söyledi.

Diğer Son Dakika Haberleri İçin TIKLA